Araştırma, kalite kontrol, tıbbi teşhis veya endüstriyel analiz amacıyla faaliyet gösteren laboratuvarlar, doğaları gereği yüksek risk barındıran çalışma alanlarıdır. HPLC, GC-MS gibi ileri teknoloji analitik cihazların kullanımı sırasında uçucu organik bileşiklere (VOC) maruz kalınması, tehlikeli reaktiflerin reaksiyon riskleri ve enfeksiyöz patojenlerle temas ihtimali, laboratuvar teknikerleri ve uzmanları için ciddi sağlık tehditleri oluşturur.
İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) mevzuatı kapsamında laboratuvarlar genellikle “tehlikeli” veya “çok tehlikeli” sınıfta yer almaktadır. Bu durum, laboratuvar işletmecilerine ve işverenlere çalışanların sağlığını korumak adına ağır hukuki yükümlülükler yükler. Gerekli önlemlerin alınmaması sonucunda ortaya çıkan meslek hastalıkları, işverenler açısından altından kalkılması güç maddi ve manevi tazminat yükümlülüklerini, hatta cezai yaptırımları beraberinde getirmektedir.
Laboratuvar Ortamında Görülen Başlıca Meslek Hastalıkları
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na göre meslek hastalığı; sigortalının çalıştığı işin niteliğine göre tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir. Laboratuvar ortamında sıklıkla karşılaşılan meslek hastalıkları üç ana kategoride incelenebilir:
- Kimyasal Kaynaklı Meslek Hastalıkları: Asitler, bazlar, toksik solventler ve ağır metallerle uzun süreli ve yetersiz havalandırma (çeker ocak vb. donanımların eksikliği) altında çalışılması sonucu solunum yolu hastalıkları (astım, KOAH), cilt lezyonları, karaciğer/böbrek yetmezlikleri ve çeşitli kanser türleri görülebilir.
- Biyolojik Risklerden Kaynaklanan Hastalıklar: Özellikle tıbbi ve mikrobiyoloji laboratuvarlarında çalışılan kan, doku örnekleri ve kültürler aracılığıyla bulaşan Hepatit B, Hepatit C, HIV, tüberküloz gibi enfeksiyonlar doğrudan meslek hastalığı kapsamında değerlendirilir.
- Ergonomik ve Fiziksel Kaynaklı Rahatsızlıklar: Mikroskop başında uzun süre yanlış postürle durma, sürekli pipetleme işlemleri sonucu oluşan karpal tünel sendromu, kas ve iskelet sistemi rahatsızlıkları da laboratuvar çalışanlarında yaygın görülen ve meslek hastalığı sayılabilecek durumlardır.
İşverenin İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Yükümlülükleri
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, işverene “çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini sağlamak” konusunda mutlak bir gözetim borcu yüklemiştir. Bir laboratuvar işvereninin başlıca sorumlulukları şunlardır:
- Risk Değerlendirmesi: Laboratuvardaki tüm kimyasal, biyolojik ve fiziksel risklerin tespit edilerek periyodik risk analizlerinin yapılması.
- Ortam Ölçümleri ve Donanım: Çeker ocakların, biyogüvenlik kabinlerinin kalibrasyon ve bakımlarının düzenli yapılması; ortamdaki kimyasal gaz veya toz limitlerinin yasal sınırların altında tutulması.
- Kişisel Koruyucu Donanım (KKD): Nitril eldivenler, laboratuvar gözlükleri, uygun maskeler ve önlükler gibi ekipmanların işçiye bedelsiz sağlanması ve bunların kullanımının aktif olarak denetlenmesi. İşveren sadece KKD sağlamakla kalmaz, bunların kullanımını zorunlu kılmak ve denetlemekle de mükelleftir.
- Sağlık Gözetimi ve Eğitim: Kimyasalların Malzeme Güvenlik Bilgi Formları (MSDS) hakkında personelin eğitilmesi ve düzenli periyodik sağlık taramalarının yapılması zorunludur.
Meslek Hastalığının Tespiti ve İlliyet Bağı
Bir rahatsızlığın meslek hastalığı olarak kabul edilebilmesi için, çalışanın hastalığı ile yaptığı laboratuvar işi arasında uygun bir “illiyet bağı” (nedensellik bağı) kurulması şarttır. Bu tespit, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından yetkilendirilmiş meslek hastalıkları hastaneleri veya tam teşekküllü devlet/üniversite hastanelerinden alınacak sağlık kurulu raporları ile yapılır. Kurul, kişinin maruziyet öyküsünü, çalışma ortamı ölçümlerini ve tıbbi bulguları eşleştirerek karar verir.
İşverenin Hukuki Sorumluluğu ve Tazminat Davaları
Meslek hastalığı tespit edildiğinde, işverenin hukuki sorumluluğu devreye girer. İşveren, mevzuattan doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği için “kusur sorumluluğu” esasına göre yargılanır.
Hastalığa yakalanan laboratuvar çalışanı, işverene karşı maddi ve manevi tazminat davası açma hakkına sahiptir. Maddi tazminat kalemi; çalışanın iş gücü kaybını (efor kaybı), tedavi masraflarını ve gelecekteki olası kazanç kayıplarını kapsar. Manevi tazminat ise çalışanın yaşadığı acı, elem ve psikolojik yıpranmanın bir nebze olsun giderilmesi amacıyla talep edilir. Bu tür spesifik ve teknik davalarda bilirkişi raporları ve kusur oranlarının belirlenmesi son derece hassastır. Dolayısıyla, kimyasal maruziyet veya iş kazası kaynaklı süreçlerin takibinde, bölgesel iş ve tazminat hukuku içtihatlarına hakim bir iş hukuku yasal desteği ile ilerlemek hak kayıplarının önüne geçilmesi adına kritik önem taşır.
SGK’nın Rücu Hakkı ve Cezai Sorumluluk
Maddi ve manevi tazminatların yanı sıra, meslek hastalığına yakalanan çalışana SGK tarafından bağlanan gelirler ve yapılan tedavi masrafları, kusuru oranında işverene “rücu” edilir. Yani devlet, yaptığı harcamayı faiziyle birlikte işverenden geri ister.
Ayrıca, meslek hastalığı sonucu çalışanın kalıcı bir sakatlık yaşaması veya vefat etmesi durumunda, işveren ve laboratuvarın İSG sorumluları hakkında Türk Ceza Kanunu kapsamında “Taksirle Yaralama” veya “Taksirle Ölüme Neden Olma” suçlarından ceza davası açılması da kaçınılmazdır.
Kaynak : Avukat İlyas ÇETİN-İzmir
